• Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 5
  • 4
  • 3
  • 2
  • 1
Gösterim Stili

***** batı. Boşnaklar tam savaşı lehlerine çevirmek üzereyken bitti savaş.
#1
Boşnaklar tam savaşı lehlerine çevirmek üzereyken bitti savaş.
Smile ***** batısı tamki boşnaklar toparlandığı an durdurdular savaşı onca insan katledildkten sonra.

beyinsiz müslümanlar birbirine dala dursun şuan gidip kürt devleti kuracağız diye abd nin vs kucağına otursunlar vs.

görüşü olan yazsın.  bu durumda insanlık için bir travmadır. islam düşmanı olupta islamı eleştirmeye çalışan girmesin konuma islam saldırırak tartışma çıkarmaya çalışmasın. (yok islam yanlış din müslümanlar birbirni yiyor vs gibisnden. konu bu değil... bende birlik olmayan müslümanlara kızıyorum.) kimsenin kimsenin dinini dinsizliğini eleştirme hakkı yok. bu yolda bana bulaşanın anasına avradına söverim. bu Smile hollandalıları nasıl onca insanı sırplar teslim edip doğrattılar önce onu görsün salakça müslümanları eleştirip batıyı bir bok sananlar.

batı böyle bir şerefsizdir işte bir taraftan israili kullanır bir taraftan böyle kanını siktiğimin kanıbozuk sırplarını.

not: ben göçmen felan değilim. ırkçı felanda değilim ırkını yüceltende cahildir... sonuna kadar karşıyım (ama Türklüğümlede laf söyletmem.)  oruç başıma felanda vurmadı oruç tutmuyorum çünkü.

#2
Batı zaten tarihi boyunca sömürgelerle yaşamış. Bu belli, peki bu süre içinse sömürgeler ne yapmış? Ne kadar yol gitmişler? Koca bir SIFIR. Çok afedersiniz bir söz var "Sen eşek olduktan sonra semer vuran çok olur" Maalesef bizim durumumuz tamamen böyle. 

#3
(15/07/2015, 13:53)kemalwebnet Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Batı zaten tarihi boyunca sömürgelerle yaşamış. Bu belli, peki bu süre içinse sömürgeler ne yapmış? Ne kadar yol gitmişler? Koca bir SIFIR. Çok afedersiniz bir söz var "Sen eşek olduktan sonra semer vuran çok olur" Maalesef bizim durumumuz tamamen böyle. 

affı maffı yok.. Öşek olmayan anlar zaten öşekliğe devam eder. bunca kucağa oturtma durumu varken.

ben bir şeye dikkat ettim tam bu vahşetin yıl dönümünde.

dikkat çektiğim maddeyi başlık yaptım.

gerçektende boşnaklar bu vahşeti yaşadıktan sonra toparlanmıştı ama onları katlettirenler savaşı bitirdiler. (ben savaş devam etmeliydi manasına demiyorum bu sözü. senin dediğin öşek sözünden çıkarılabilir bazı şeyler.)

bişe daha sormak istiyorum bu kez ülkemiz hakkında. durumlar benzer olduğuiçin. birşeyler söylemek isteyen söylesin.

bu memlekette sol diyor rusyaya yanaşmalıyız yoksa bizi arada yerler. sağ diyor abd ye ab ye yanaşmalıyız yoksa arada kalıyoruz bizi yerler. nasıl olsa diğer komşular satılmış (not, biz satılmış değiliz demiyorum bu lafı söylediğime göre.)

e o zaman ne diye uğraşıyoruzki öşek olmasakta yutacaklar bizi bir yere yamanmazsak. ne demeli bu işe...

dünyanın yapamadığı icatları yapsakta batı bize yaptımıyor gibi bir gerçekte var inkar edilemez.

bu yaşıma kadarda işbirlikçi olmayan yönetici görmedim hani. bir Ecevitle bir Erbakan batıya anca resti çekmelerinin karşılığını çok ağır ödemeleri dışında. şimdilerde akp ye kızsakta ondan öncekilerin boktan yönetimi getirdi bunları başımıza. giderlerse çokmu iyi olacak orasıda belli olmaz. belkide batı göndermez tüm verdikleri sözlere dair işleri bitene kadar. çünkü yerlerine çok daha sağlamlarını getirmeleri lazım.

#4
kaynak link

http://www.haberturk.com/tarihte-bugun/h...-soykirimi

Klima Forumu


Srebrenitsa Soykırımı




Bosna Soykırımı, 1992 - 1995 yılları arasında Bosna Savaşı sırasında özellikle Sırplar tarafından Boşnaklara karşı Bosna-Hersek Cumhuriyeti (bugünkü Bosna ve Hersek) topraklarında yapılmış bir soykırımdır. Terim, hukuksal bir kavram olarak daha çok Srebrenitza Katliamı için kullanılmaktadır.




Soykırım Öncesi



II. Dünya Savaşı'nın ardından Josip Tito'nun liderliğinde kurulan komünist Yugoslav Devleti 3 değişik din (Ortodoksluk, Katoliklik ve İslam) ve çok sayıda etnik grubu (Sırp, Hırvat, Boşnak, Arnavut, Sloven, Makedon) biraraya getiren bir ülkeydi. Sovyet Blokunda yerini aldı ancak zamanla bağımsız bir hale geldi. 1980 yılında Tito'nun ölümü ve 1990 yılında bu bloğun parçalanmaya başlamasıyla farklı etnik grupları Yugoslavya içinde bir arada tutmak imkânsız hale geldi. 25 Haziran 1991'de Slovenya ve Hırvatistan, Almanya ve İtalya′nın desteklemesi ile bağımsızlıklarını ilan ettiler. Eylül 1991'de de Makedonya bağımsızlığını ilan etti. Şubat-Mart 1992'de Bosna-Hersek Devleti ülke çapında bağımsızlık ilan edilmesi konusunda bir referandum yaptı. Bosnalı Sırpların çoğunun boykot ettiği bu referandum bağımsızlığın kabul edilmesiyle sonuçlandı. 5 Nisan 1992'de Bosna-Hersek Cumhuriyeti hükümeti bağımsızlığını ilan etti. 6 Nisan'da da ABD ve Avrupa ülkeleri Bosna-Hersek'in bağımsızlığını tanıdılar.

Bağımsızlığın anayurtları olan Sırbistan'dan kendilerini koparacağını düşünen ve “Büyük Sırbistan” hayalleri olan Bosnalı Sırp'lar, Sırbistan'dan aldıkları askeri yardımlarla Bosna'da bir Sırp Cumhuriyeti kurduklarını ilan ettiler. Kendi bölgelerinde bulunan Müslüman (Boşnaklar) ve Katoliklerden (Hırvatlar) bu bölgeyi terk etmelerini istediler. Bunu hızlandırmak içinse, özellikle dehşet yaratarak halkın dayanma gücünü kırmak, insanları bölgeden derhal uzaklaştırmak için insanlık dışı uygulamalara yöneldiler.




Soykırımın başlangıcı



Nisan 1992’de Srebrenica’nın hemen dışında bulunan Bratunac köyünde, 350 Bosnalı Müslüman, Sırp paramiliter ve özel polis güçleri tarafından ölümcül işkenceye tabi tutularak katledildi. Burada yaşananlar hakkındaki bilgiler, ancak aylar sonra katliam sırasında çekilen görüntülerin yayınlanması ile anlaşıldı.



Sırpların bu vahşet siyasetinin dünyada duyulması, düşünülenin aksine Bosnalı Boşnakların kurtulma ümitlerini arttırmadı. Aksine, BM ve NATO desteğinde özellikle Sırplar hedef alınarak bir ambargo başlatıldı. Fakat hem Sırpların eski müttefikleri olan Rus'ların yardımı, hem de coğrafi olarak daha iç kesimlerde bulunan Bosnalı Müslümanlar'a göre daha avantajlı olmaları sebebiyle, bu ambargodan Bosnalı Sırplar neredeyse hiç etkilenmediler. Olan zaten silah ve lojistik olarak çok zayıf olan Müslümanlara oldu. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip Yugoslavya'nın, bu gücünü Sırplar neredeyse sonuna kadar kullanmışlardır.



Zamanla dünyada yükselen tepkiler ve özellikle bazı destekçilerinin durumun vehametini anlamaya başlamaları ile Müslümanlara yönelik bazı yardımlar ulaştırılmaya başlanmıştır. Birçok ülkede Bosna'ya yardım kampanyaları düzenlenmiştir. Bosnalıların şanssızlığı burada da devam etmiş, güvendikleri müslüman ülkelerde kampanya paraları kendilerine ulaştırılmak şöyle dursun, başka politik amaçlar için kullanılmış ve büyük bölümü asla yerine ulaştırılmamıştır.




Srebrenitsa Soykırımı





Zamanla gücünü toparlayan Nasır Oriç liderliğindeki Müslüman direniş örgütü Sırplara karşı koymaya ve bazı başarılar elde etmeye başladılar. Bu duruma artık bir son vermenin zamanının geldiğini düşünen BM Dayton görüşmelerini başlattı. Sırplar, görüşmelerde avantaj elde etmek için iki stratejik kent olan Gorajde ve Srebrenitsa'yı ele geçirmek maksadıyla bütün güçleriyle bu iki kente saldırdılar. Tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birini tüm dünyanın seyirci bakışları arasında sergilediler. BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edildikten iki yıl sonra Srebrenitsa, 1995 yılının yaz ayında II. Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelen en büyük toplu soykırıma uğradılar. Sırplar topladıkları ve günlerce sistematik işkenceden geçirdikleri Bosnalı müslümanları, evlatlarının kardeşlerinin gözleri önünde öldürdükten sonra, cesetlerini yine onlara gömdürdüler. Bosna Savaşı'nın bu en kanlı olayı Srebrenitsa Katliamı olarak adlandırılmıştır.

Srebrenitsa Katliamında öldürülenlenlerin kesin sayısı bilinmemekle birlikte BM'nin eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi savcısı, 7 ila 8 bin kişinin öldürüldüğünü belirtmiştir. Bosna Sırplarının hükümetinin hazırladığı bir raporda ölü sayısı 7 bin 779, Boşnak hükümetinin raporunda ise 8 bin 374'den fazla olarak gösterilmektedir. Şimdiye kadar Srebrenitsa etrafında 42 toplu mezar bulunmuş ve uzmanlara göre 22 bölgede daha toplu mezar olduğunu tahmin edilmektedir. Şimdiye kadar 2 bin 70 kurbanın kesin kimlik tespiti yapılırken, 7 binden fazla ceset torbasında ise parçalanmış ceset parçaları kesin kimlik tespiti için bekletilmektedir. Cesetler toplu mezarlara atılırken parçalandığı için kimlik tespiti güçlükle yürütülmektedir. Ayrıca Sırplar katliamı gizlemek için bazı cesetleri ilk gömüldükleri toplu mezarlardan çıkarıp, başka yerlere tekrar gömdüklerinden katliamla ilgili deliller bozulmuş ya da yok olmuştur.

1992-1995 arasında Uluslararası Kızılhaç Örgütü verilerine göre Bosna-Hersek'te 312.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu kayıpların 200.000 kadarı Boşnak halkına ait olup Bosnalılar dünyanın gözü önünde ve Avrupa'nın göbeğinde sistematik bir soykırıma tabi tutulmuştur. Sadece Srebrenica'da olanlar hakkında elle tutulur delillerin varlığı söz konusu olsa da, çok yakın tarihte gerçekleşen soykırımı aydınlatmaya yetmemektedir.




Soykırım sorumluları



Lahey'deki Savaş Suçları Mahkemesi'nde görülen davada Sırp Partisi lideri Radovan Karadzic, Sırp Ordusu komutanı Ratko Mladiç, Vujadin Popoviç (Bosnalı Sırp komutan), Ljubisa Beara (Genelkurmay Başkanı), Drago Nikoliç (Güvenlik şefi), Ljubomir Borovcanin (Özel polis müdürü), Radivoje Miletiç (Genelkurmay Başkan Yardımcısı), Milan Gvero (Komutan yardımcısı, Vinko Pandureviç (Tugay komutanı) Bosna Savaşı sırasında Srebrenitsa'da sekiz binden fazla sivilin katledilmesinden sorumlu oldukları iddiasıyla haklarında dava açılmıştır. 21 Temmuz 2008 gecesi düzenlenen bir operasyınla Karadzic Sırbistan' da yakalanmıştır. Mladiç 26 Mayıs 2011 günü Sırp istihbaratı tarafından yakalanmıştır.

Bosna'da meydana gelen iç savaş sırasında Sırp ordusunun yapmış olduğu katliamın arkasındaki itici güç Sırbistan Demokrat Partisi ve lideri Radovan Karadziç'tir. Parti bağımsızlık ilanı ile birlikte hükümetten de çekilerek yasadışı bir örgüt gibi çalışmalarını yürüterek, müslüman bölgelerinde katliamları yapmışlardır. Sırp denetimindeki Ilıca bölgesinde Bosna Otelinde faaliyet gösteren parti lideri Radovan Karadziç ve arkadaşlarını korumakla görevli Sırp militanların uniformalarında Sırbistan bayrağı ve Çetniklerin kullandığı madeni bir para büyüklüğündeki siyah renkli bir arma bulunmaktaydı. Bütün bu katliamları gerçekleştirmek için gereken ekonomik ve askeri güç temelde Federal Yugoslavya Ordusunda bulunuyordu. Ancak bu gücü yönetebilecek yetki ise Sırbistan'daydı. Dolayısıyla katliamları gerçekleştiren Sırp milislerin Sırbistan ile bağlantılı olmamalarına imkân yoktu. Sırp militanları ve Sırbistan Federal Ordusu arasındaki bu işbirliği kanıtlanamamıştır. Unutulmaması gereken en önemli hususlardan birisi de, SDS'nin bu faaliyetlerine birçok Sırp ordu ve hükümet yetkilisi muhalefet etmiş, ve o zor koşullara rağmen görevlerini bırakmışlardır. O dönemde yapılan bazı Türk gazetecilerinin bölgedekilerle yaptıkları röpörtajlarda, Bosna'da yaşayan 1,3 milyon Sırp nufusun sadece yüzde 10'u yani 130 bin kişinin Sırbistan ile birleşmek istedikleri düşündükleri rapor edilmiştir.




Savaşın bitişi



Bosna Savaşını sona erdiren Dayton Anlaşması, Paris’te 14 Aralık 1995'te imzalandı. 300 bin kişinin ölümüne ve yüz binlerce sivilin yurtlarından göçmesine neden olan dört yıllık savaşı durduran bu anlaşma, dönemin ABD Balkan Özel Temsilcisi Richard Holbrook’un başkanlığında ABD’nin Ohio eyaletine bağlı Dayton adlı kasabadaki bir hava üssünde haftalar süren müzakerelerden sonra karara bağlanmıştır. Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in ifadesiyle ‘adil olmasa da olabileceğin en iyisi’ olan bu anlaşma türünün tek örneğidir. Anlaşmanın bir bölümü Bosna-Hersek Devleti’nin anayasal yapısını ortaya koyarken, Bosna-Hersek adı verilen yeni bir devlet altında son derece karmaşık ve çok katmanlı bürokratik bir yapı öngörülmüştü. Anlaşma neticesinde Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti adında iki entite kurulmuş, etnik temellere dayalı entiteler üzerinde ise zayıf bir otoriteye sahip merkezi bir hükümet modeli ve etnisiteleri yansıtan ortak kurumlar oluşturulmuştur. Birbirleriyle savaşmış üç etnik toplumun yeniden bir arada yaşamasını ve Bosna-Hersek’in tüm kurumlarıyla işlemesini amaçlayan Dayton Barış Anlaşması’nın sivil yönlerinin uygulanmasına ilişkin sorumluluk ise Yüksek Temsilciliğe verilmiştir.



Lahey Adalet Divanı Kararı Eski Yugoslavya'da işlenen savaş suçları için Boşnaklar, ilk kez BM'nin en üst mahkemesi sayılan Lahey Adalet Divanı'na Srebrenitsa Katliamı’ndan çok daha önce, 1993 yılında yaptılar. Mahkemenin başvuru karşısındaki tek tavrı soykırımın önlenmesi için taraflara yapılan çağrıyı açıklama olmuştur.[3] Boşnakların ikinci başvurusu ise 2003 tarihinde yapıldı. Başvuruyu değerlendiren Lahey yargıçları bir senelik bir sürecin ardından 26 Şubat 2007'de beklenen kararı açıkladı. Mahkemenin aldığı kararlar özetle şu şekildedir:



Mevcut uluslararası hukuka göre, sorumluğu bulunan kişi ve kurumlarıyla Sırbistan soykırım yapmamıştır

Sırbistan, soykırım işlemek için plan yapmamış, soykırım eylemini kışkırtmamıştır

Sırbistan, BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırma Sözleşmesi'ne göre yükümlülüklerini ihlal ederek, soykırıma iştirak etmemiştir

1995 temmuzunda Srebrenitsa'da meydana gelen soykırım konusunda, Sırbistan BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırma Sözleşmesi'ne göre soykırımı önleme yükümlülüğünü ihlal etmiştir

Sırbistan, Ratko Mladiç'in soykırım ve soykırıma iştirak suçlamaları nedeniyle yargılanacağı eski Yugoslavya için kurulan uluslararası savaş suçları mahkemesine teslim edilmemesi ve mahkemeyle tam bir işbirliği yapmaması nedeniyle BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırma Sözleşmesi'ne göre yükümlülüklerini ihlal etmiştir

Sırbistan, eski Yugoslavya için kurulan uluslararası savaş suçları mahkemesine soykırım ve başka suçlarla itham edilen kişilerin teslimi ve mahkemeyle tam bir işbirliği konularında yükümlülüklerini yerine getirecek acil tedbirler almalıdır

Davada mali tazminat uygun bulunmamıştır,

Bu kararlarla Sırbistan'ın soykırım konusunda bir yükümlülüğü bulunmadığına karar verilmiş ve Bosnalıların bekledikleri tazminata açılan yol kapanmıştır.

Lahey Mahkemesi'nin, Sırbistan'ı suçlu bulmamış olmasına rağmen, Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi Bosna'da işlenen suçların soykırım olduğunu kabul etmiştir. Bu mahkemede sorumlu olduğu düşünülen kişilerin yargılamaları devam etmektedir. Lahey’deki bu mahkeme, iki Bosnalı Sırp subayı soykırımdan suçlu bulmuş, General Radislav Krstiç ise, 35 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Albay Vidoje Blagojeviç kendisi hakkındaki 18 yıl hapis cezasını temyiz etmemiştir. Eski Sırp Lideri Miloseviç ise yargılanırken ölmüştür. Diğer iki Bosnalı Sırp yetkili, Radovan Karadziç ve General Ratko Mladiç ise, Sırbistan'a yapılan tüm bu kişileri korumamaları yönündeki çağrılara karşın bulunup mahkeme önüne çıkarılamamıştır.




Soykırım sonuçları



Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etmesi ve devlet içindeki Sırp'ların ayrılıkçı bir hareket başlatarak bu hareketi Sırbistan destekli bir iç savaşa döndürmesi ile katliamlar siyasi amaçlı olarak yapılmıştır. Bu katliamlar sonucunda Bosna-Hersek devleti Sırplar ve Bosnalı Müslümanlar arasında paylaştırılmıştır. Açılan mahkemelerde, katliamcıların Soykırım suçu işlediklerine kadar verilmiş olmasına rağmen, suçlar bireyselleştirilerek, katliamın esas planlayıcısı olduğu iddia edilen Sırbistan Cumhuriyeti'nin sorumluluğunun olmadığına hükmedilmiştir. Bu durumda öldürülen binlerce Bosnalı Müslümanın aileleri tazminat alamayacak durumu düşmüşlerdir.



Katliamların dünyada duyulması ile, Avrupa'daki Hrıstiyan devletlerin, kıtada müslüman bir devlet daha istemediği kanısını güçlendirecek gelişmeler yaşanmıştır. Avrupa güçleri, kendilerine çok yakın konumda bulunan sorun bölgelerine müdahale edememiş, gerekli koordinasyon ve harekat planlaması hem NATO hem Avrupa Birliği ülkelerince yapılamamıştır. Bu durum özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin askeri yönden hala ABD'ye bağımlı olduğu yönündeki iddiaları güçlendirmiştir. Özellikle Fransa liderliğindeki bazı ülkeler Avrupa'nın kendi ordusunu kurmasının bu gibi sorunlara daha etkin ve gerçekçi müdahaleye imkân sağlayacağı yönünde görüşler üretmeye başlamışlardır.

Neticede insan hakları ve demokrasinin önde gelen savunucuları olduklarını iddia eden Avrupa devletleri, katliamlara engel olamadıkları için, gelişen sosyo-politik olaylara yön verebilme kabiliyetlerinin düşündükleri kadar etkin olamayabileceğini dünyaya göstermişlerdir. Ayrıca avrupa'nın sözde adalet mekanizmaları, bu savaş konusunda sırbistan'ı aklamıştır. bunda avrupa'nın sırbistan'la ilişkilerini geliştirmek istemesinin yanında, mağdurların müslüman olmasının da çok etkili olmuştur.




Soykırımın Sırp Olmayan Destekçileri



Katliamları gerçekleştiren Sırp Milislerin nereden yardım aldıkları konusunda çeşitli iddialar bulunmaktadır. Ancak Bosna Savaşı sırasında meydana gelen bazı olaylar, kuşkuya yer bırakmaksızın Sırp katliamcıların işlerini kolaylaştırmıştır. Bunların bazıları:



BM'nin Srebrenitsa'yı korumakla görevlendirilen 700 Hollanda askeri, bölgeye "güvenli" olma güvencesi ile sığınmış 8000 kadar Bosnalı müslümanı, katledilecekleri bilindiği halde Sırp milislere teslim etmiştir. Kendilerine göstermiş oldukları "üstün hizmet" sebebiyle daha sonra madalya töreni düzenlenmiş ve ödüllendirilmiştir.

Fransız AFP ajansına göre, bir grup Yunan sempatizan, Srebrenitsa Katliamı'nda Sırp milislerle beraber Bosnalı müslümanları katletmiştir. Haberi bazı Yunan kaynaklı siteler de teyit etmektedir.

NATO'nun BM gözetiminde yaptığı Sırplara yönelik hava harekat planlarını, Fransa'nın Sırplara sızdırdığı konusunda ciddi kuşkular bulunmaktadır.

Bosna devletine yardım için bazı ülkelerde düzenlenen yardım kampanyaları hakkında ciddi suçlar içeren haberler yayınlanmıştır. Türkiye'de toplanan paralar ile ilgili olarak dönemin Başbakanı, koalisyon ortağı olduğu partiye paraların yerlerine ulaştırılmadığı yolunda suçlamalarda bulunmuştur.

#5
Savaşın üstünden yirmi küsur sene geçmesine rağmen hala delik deşik duvarlar, evler, kapılar, mermi izleri, bomba hatıraları… Bosna-Hersek, Sırpların, Boşnakların, Hırvatların bir arada yaşadığı bir ülke. Savaş öncesinde en fazla nüfus Boşnaklardaymış ancak şu anda Sırplar bilinçli soykırımları sayesinde nüfus yoğunluğunda ilk sırayı ele geçirmiş. Boşnakların yaşadığı yerlere gittiğiniz zaman bu nüfus oranının nasıl değiştiğini daha net anlayabiliyorsunuz. Çünkü savaş zamanında mezarlıklar yetmemiş Boşnak cenazelerine; parkları, bahçeleri mezarlığa çevirmişler. 3 kişinin gömülebileceği her yer mezarlık olmuş Bosna’da. Yugoslavya ordusunun silahlarını ele geçirip saldıran Sırplara karşı silahsız savunma yapmaya çalışan Boşnaklar, Avrupa ülkelerinin desteğini, Birleşmiş Milletler’in yardımını almadan kendilerince hayatta kalmaya çalışmışlar.

Nüfus yoğunluğundan bahsetmiştim ya oraya dönüp bitireyim. Savaş zamanı nüfus sıralamasında ilk sırada olan Boşnaklar, bugün yıl dönümü olan Srebrenitsa gibi katliamlarla binlerce insanını kaybetti. Avrupa’nın göbeğinde II. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük insanlık dramı yaşandı. Ben çocuk yaşımda isyan ederken, kocaman kelli felli adamlar dur diyemedi olup bitenlere. Boşnaklar tam savaşı lehlerine çevirmek üzereyken bitti savaş.

Avrupa’nın göbeğinde Müslüman bir ülkenin yok olmasını sessizce izlediler ve kendi adamları zarar görmeye başladığında son düdüğü çaldı savaşın. Boşnaklar o savaşın kaybedeni oldu, sayıları azaldı, evlerini, yurtlarını kaybettiler. Sırplar zaman zaman Hırvatlara da saldırdı savaşta ama Boşnaklara karşı ikisi de birleşebildi. Küfür yine tek millet olmuş, kimseyi şaşırtmamıştı.

http://www.gittimgezdimgordum.com/cocukl...ldurduler/

#6
Ya ***** neyin lehine.Adamlar sarmışlar her taraftan Saray Bosnayı..Kaldıki Avrupadan avlanmaya gelen yüzlerce şerefsiz var. Meydana adam çıksın da vuralım diye. Erkek soyunu kırmışlar ,kim savaşacak.

Lütfen genel bilgi alma konularında özel mesaj atmayın.
Paylaştığın senindir,sakladığın değil (Yunus )

Önemli Konular için tıklayın

#7
(15/07/2015, 20:49)mbirol Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Ya ***** neyin lehine.Adamlar sarmışlar her taraftan Saray Bosnayı..Kaldıki Avrupadan avlanmaya gelen yüzlerce şerefsiz var. Meydana adam çıksın da vuralım diye. Erkek soyunu kırmışlar ,kim savaşacak.

Ne diyon len manyak. Neden bahsediyosun. Ben bir cumle sectiysem onun ustunemi bina ediyorsun. O cumlede yanlis degil yasin musait hatirla o tarihleri genc degilsin. Konunun ozunude sapittirma. Nesli kirdirdiklari dogru ama orada bosnaklarin o durumda bile sirplarin ustesinden gelmeye basladiklarina ait attigim baslik. Kopek batinin isine gelmedi 9000 e yakin insan katledildikten sonra zaten isleri bitmisti. Alkem kallem razi ettiler bosnaklari savasi bitirdiler. Bitirmeselerde ben burada devam etsin gibi bir laf soylemiyorum. O cocugu beyinliler gene bir katliam plamlarlardi.

En basit ornegi kaddafi tam zaferini ilan edecekken abd tut kiskis dedi fransaya sonrada yasal degildi cart curt ayagi. Cunku diktatorde olsa kaddafi parasini ne abd ye nede avrupaya yediriyordu suudlar gibi vs kopek degildi.

#8
Ben gittim gezdim gördüm.O cehennemden çıkamazlardı kendi başlarına..Boşnaklar üstünlük sağlamaya başladı deme.Orada son zaman ortaya çıkan işid e dışardan katılanlar gibi oluşumların müdahalesi. Onun sonuda ne olurdu bilinmez..İşid mesrlesi ortada..

Lütfen genel bilgi alma konularında özel mesaj atmayın.
Paylaştığın senindir,sakladığın değil (Yunus )

Önemli Konular için tıklayın

#9
(15/07/2015, 22:57)mbirol Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Ben gittim gezdim gördüm.O cehennemden çıkamazlardı kendi başlarına..Boşnaklar üstünlük sağlamaya başladı deme.Orada son zaman ortaya çıkan işid e dışardan katılanlar gibi  oluşumların müdahalesi. Onun sonuda ne olurdu bilinmez..İşid mesrlesi ortada..


ya o tarihteki gazete arşivlerini karıştırmak lazım onada gerek yok yazdınmı çıkıyor dayton antlaşmasının nasıl dayatma olduğu. boşnaklar atağa kalktı öyle fazla br destekte yoktu müslüman ülkelerden. (olsaydaı keşke olaydı birlik beraberlik gözükürdü. tek tük deteğe gidendende Allah razı olsun.) sonuçta batı baktı arkalarında biz olmadıkmı sırp köpekleri bir boka yaramıyor. tekrara bastrımak içinde gene katliam lazım maskemz iyice düşecek Aliya İzzetbegoviç rahmetliyi sıkıştırdılar. Rahmetlinin açıklması bile var bu yönde.

len ışidi çıkaranda gene batı. bosnaya giden tek tük insanın onlarla paralelliği yok. ışide katılan gerizekalılar hep. ışid gerçek müslüman olsa çok daha fazla kişi katılır.





Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Color Skins

Change Color:

Background Patterns:

Background Images:

Background Header:

Setting Panel

Main Options: