• Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 5
  • 4
  • 3
  • 2
  • 1
Gösterim Stili

Türk tipi çocuk yetiştirmek.
#1
Information 
Elbette herşey dışardan göründüğü gibi değil. Bekara karı boşamak kolaydır meselesi de var ortada. Fakat biraz daha farkındalığımızı yoklamak gerek diye düşünüyorum. Bu kıssadan hisseler madde madde tam yerinde, isabetli atışlarla aslında çoğumuza ayna tutuyor. Üşenmeden sonuna kadar okuyunca anlayacaksınız ki aslında her biri mutlaka ailemizin bir yerinde muhakkak gözümüze çarpmıştır, ama aynı gözümüze batmamıştır.
Türk annesi, şaşkın, üzgün, kızgın. O kadar uğraşıyor, yemiyor yediriyor, içmiyor içiyor, uyumuyor uyutuyor, her türlü fedakarlığı yapıyor ama kendi çocuğu pancar motoru gibi bağırırken, Alman bebesi bilimadamı misali bi başına takılıyor.
Alman bebesi oyunundan başını kaldırdığında etrafı o kadar ciddi süzüyor ki, sanırsın birazdan mama önlüğünü çıkarıp Frankfurter Allgemeine’nin sayfalarını karıştıracak. Heyhat, bizim yavruysa iki dakikacık olsun bir konuya odaklanamıyor. Dikkati eksik, siniri bozuk, ağlamaktan bağırmaktan afedersin maymun götüne döndü yavru.
Peki nasıl oldu bu? Fabrika ayarları olarak ikisi de standart insan yavrusu olarak gelen Alman ve Türk çocuğundan biri nasıl oldu da 3 seneyi bulmadan devreleri yaktı. Nerimaan neden böyle oldu benimkisi?
1- E kendin de diyorsun işte yemedin yedirdin, içmedin içirdin
Çocuk her istediğine istediği anda kavuştu. Bunu “o daha çocuk” diye yutturdun kendine. İnsan gelişiminin çocukluktan başladığını ciddiye almadın.
2- Kural koydun esnettin bir süre sonra tamamen ipleri gevşettin
Çocuk senden gelecek istekleri ve sınırlamaları ciddiye almaz oldu. Onun için kurallar, yerini istediği zaman değiştirebileceği lego parçalarına dönüştü.
3- Arada bir kızın ki haddini bilsin
Çocuğa üzülmesin, incinmesin, darılmasın diyerek dev boş alanlar bıraktın, çocuk o alanları keyfince doldururken, arada bir bağırdın çağırdın ki ayağını denk alsın. Karşılaştırarak değerlendirme yetisi olmayan çocuk, gerçek ve doğrudan iyice uzaklaştı. Kısaca manyak ettin elemanı.
4- Sen hayır dedin babası evet, babası evet dedi sen hayır
Normal şartlar altında çocuğun şu dünyada güveneceği iki kişi var, ikisi de ayrı telden çalıyor. Çocuğun güvendiği kişilere karşı güveninin sarsılması kendi özgüvenini de sarstı. Dört bir yandan sarsılan çocuk şimdi çığlıklarıyla tatil köyünü sarsıyor.
5- Anne baba söylemde sabit kaldıysa bile, devreye anneanne faktörü girer
Bir önceki maddeye normal şartlar altında diye yazmamız boşuna değildi. Ebeveyn olarak ne kadar dikkat etseniz de, bir ya da iki gününü anneanne, babaanneyle geçiren çocuğun tamamen farklı bir canlı türüne dönüştüğüne tanık olursunuz. Çocuğa “öyle değil böyle bakılır” düsturundaki ilk nesil, miniğin beynini adeta çamaşır suyuyla ovar. Dört bir yandan farklı dozda yaklaşıma şahit olan çocuksa haliyle işine gelen yolu seçecek. Bu yol tabii ki en çok hoşuna giden yol olacak: Cips yeme - Bir iki tane ye bişey olmaz = Cips yenildi.
6- Doğadan uzak, halı ve laminat parke üzerinde büyüyen şey, her ne olursa olsun bir süre sonra insanlıktan çıkacaktı, çıktı
Camı açma çocuk üşür, sokağa çıkarma daha çok üşür, giydir kat kat üşümesin, burnu mu aktı onun, sar sarmala, üşür, üşür, buzz gibi bu çocuğun ayakları, üşürrr!
Ufaklığı doğadan söküp almak ona yapılacak en büyük kötülük. “Üşüme” kavramı ülkemize nereden gelmişse çok yanlış gelmiş. Nesiller üşüyecek diye sera bitkisi gibi kuru, havasız, deterjan kokulu odalarda büyüyor. Almanın bebesi daha fındık kadarken, ağaç, çiçek, sincap, köpek, balık, deniz tanırken, doğadaki canlılıkla bağ kurarken, bizimki pvc kaplama üzerinde emekliyor. Neyse ki üşümüyor.
7- “Nilay hanımın ortancasının ağzı var dili yok, biraz örnek al, annecim derken ağzından bal damlıyor çocuğun”.
Sürekli bir karşılaştırma hâli, gizliden rekabet ortamı, çocuğu onunla bununla yarıştırmaca sonra keyif geri gelince sarılıp “aslan oğlum, canım kızım, herkeslerden iyi herkeslerden güçlü” formuna bürünmece. Bu yaşta size yapsalar iki günde kafayı yersiniz. Ha, doğru ya zaten hepsini size de yapmışlardı...
8- “Ezdirme kendini yavrum sen de ona vur, yolamadın mı o böceğin saçını başını kızım?”
Dik dur, vur kır, telkinleriyle kural kanun tanımaz, özür dilemeyi bilmez tipler üretmek. Tam zamanlı nevrotik birey yaratma yöntemi dediğimiz bu gibi şiddet soslu davranışların sonucunu iyi biliyoruz. Bunlardan biri senelerdir memleketi o veya bu şekilde bir savaşa sokmak için debeleniyor.
9- Ona yasakladığınız her şeyi kendiniz yapın
Hem de onun gözü önünde yapın. Sabah kahvaltısından akşam yemeğine sofrada çan çan konuşun ama çocuk ağzını açtığında yemekte konuşulmaz diyerek susturun. Beş dakika geçmeden soru sorup konuşmasını sağlayın. Ona birey değil, eğilip bükülecek her şekle girecek ya da her şekle sokabileceğiniz bir form gibi davranın. Sonunda olaylar karşısında ne tepki vereceğini bilemeyen, dış dünyaya karşı iletişimi kopup, öz güveni yerlerde, telkin ile karşılaştığında saldırganlaşan tipler yaratın. Sonra da, Neriman neden böyle oldu bu çocuk?
10- Yavrum bırak kıracaksın ver ben yaparım
Hemen alın elinden duvar gibi kalsın çocuk. Karar verip, düşünüp, bir yol bulup, uygulama pratiği kazanamasın. Lokmalar ağzına kadar verildiği için 6 - 7 yaşında bile doğru düzgün çatal, kaşık kullanamasın. Her sorunda duvara toslasın. Sonra 3 yaşındaki Alman bebesinin nasıl gidip gelip kendi yemeğini kendi yediğine hayret edilsin.
11-”Hadi yatağa, uyku vakti, birazdan sallaya sallaya beynini muhallebi gibi yapacağım”
Asla düzgün bir uyku alışkanlığı kazanamadığı için, uykusu geldiğinde uyumak istemeyecek, bedeni zihnini taşıyamayacak, zihni bedenine söz geçiremeyecek, bağıracak çağıracak. Bebeklikten itibaren kendi yatağının, kendi uykusunun sahibi olmadığı için, uyku vaktinde hep aşırı bir ilgi ve alaka bekleyecek. Bu durum gençliğine kadar sürecek. Üniversite yaşına gelip yataktan kendi inisiyatifi ile kalkamayan binlerce insan yetişecek.
12- Aşırı tepkiler verin, tolere edilemeyecek durumları normal karşılayın, biriktirin ve bir anda patlayın
Birlikte çıldırmak gibisi yok, siz çıldırdıkça nasıl olsa o da tırlatacak, çok yakında hep birlikte eve benzeyen bir tımarhane inşa edeceksiniz.
Türk tipi çocuk yetiştirmek aslında dünyanın en zor işi. Nedense genellikle en kolay yolu tercih ederken konu çocuksa tercihimiz hep zordan yana oluyor. Sadece bu davranışların aksini uygulamak tabi ki yeterli değil. Alman bebesi güvenli parklar bahçeler, bilimsel yöntemlere dayalı çocuk bakım evleri, bağımsız ve güçlü bireyler yaratmaya dayalı bir toplumsal yapı sonucunda o hale geliyor. Ama en azından nedenlerin farkına varmak, tımarhaneden adım adım uzaklaşmak adına işe yarayabilir
____________________________________________
İyi kararlar tecrübe sayesinde alınır. Tecrübe ise kötü kararlar sayesinde kazanılır.

#2
Konu derin ve içinden çıkmak o kadar da kolay değil.Bende bizzat tecrübe de var.Üstelik iki ayrı eğitin geçmişi de diyebiliriz. Bu konuda şunu da net söyleyelim ki ,çocuğun yetişmesinde bizim toplumda tek otorite malesef siz değilsiniz. Bizdeki en büyük sıkıntı nesiller arasındaki kültürel düzeydeki farklılıklar. Çok karma yapıdayız.Kültüre en büyük etkense maddiyat.Kim ne derse desin. 
 Bakın öncelikle kendinizden örneğe başlayın.Biz çocukluğumuz da yoklukla büyüdük.Her gün kahvaltıda kişi başı 1 yumurta bulmak mümkün değildi. Harftanın belli günleri ancak.Peynir kişi başı 1 ince dilim, zeytini katık edeceksin ekmeğe 2 lokmada yiyeceksin. 0,5 kg yoğurt 6 kişilik sofrada pay ederdik. vs vs .Bu örnekler çoğaltılabilir. Ayakkabı ,pantolon bayramdan bayrama görürsen takla atarsın.sabaha kadar ayakkabı ile yatarsın..
 Birde Anne Baba garibanlıktan kafayı sıyırmış. Anan her gün çamaşır ,bulaşık yemek ,ev iş derken ,3-4 tanede çocukla afedersin anasından doğduğuna pişman ,anası ağlamış ..Birde sana pış pış mı yapacak.. Senin nazını çekecek yerimi kalmış Anne nin.Baba zaten günde 15 saat çalışıyor,gelecekte çocukla arkadaşlık yapacak.Adamın derdi çocuk aç değilse dünyadaki en büyük başarısı..

 Hal böyle olunca ,ne kadar da okusan ,ne kadar da yetişsen bu kadar oluyor malesef.Bizde olduk Baba ,Anne .Hemde çoğuna göre erken yaşta da sayılmaz . 26 yaşında olduk baba.. Yoklukla büyüdük ya biz,söz verdik kendimize çocuğumuza yokluk göstermeyeceğiz. Biz 5 kardeştik ,kimle ilgilensin anne baba .Dedik ki biz boş bırakmayacağız..Dedik hep onlar için çalışacağız..Hn .daha büyük oğlan 3 aylık değilken çalışma hayatına geri döndü..Çocuk sabah uyandığında anneyi görmedi ,erken gidiyordu servisle işe . Ben götürdüm her gün. Ama gel gör ki akşam da beni görmüyor..Hatta öyle zamanlar oldu ki ,geç saatlere kadar çalıştığımız Tansaş mağzasına hm getiriyordu oğlan beni görsün diye..Şimdi bu durumda neyin disiplininden bahsedebilirsiniz. Çocuğu kim büyütüyor,kim disiplik ediyor ..Dedik çocuk ezik olmasın ,arkadaşlarından geri kalmasın ,elimizden geldiğince eksik etmedik bir şeyi.. Kendime en kızdığım ise ,çocuk dışarıdan almasın deyip ,evden top keki ,meyve suyunu eksik etmedik.Kendimizce sağlıklı büyütüyorduk.. Ya o günkü akla bak bu günkü akla..Büyük oğlan marka giyer genelde ,onda değil ama bizde kabahat yine..Biz aldık,biz alıştırdık..
 Şimdi yıllar sonra ikinci oğlan geldi. Top kek yok,almıyoruz. tamamen yasakta yok ,tabi koyamazsın.Ama marketten 1-2 tek ,yada bakkaldan arada bir.Bizim ufaklık çitos u uzay aracı sanıyor.Ama olası bir misafirlik veya yaş günü vs de yine bakıyor tadına..Dedik ya toplum da yönetiyor bazen sizi. Ufalık annesi ile büyüdü.En azından hm ilk 6 ay gelmedi işe,6 aydan sonrada sabah geç geldi akşam erken gitti. E bizde eskisi gibi gece yarısına kadar çalışmıyoruz. Anane ufaklık için anane, ama büyük için hala Anne. Ufaklık hep kendi yattı akşamları ..Hala da saat 9 da yatağa gider yatar.ama büyük ile az uğraşmadık. Biz dedik sallamıyacağız ,geceleri sabahladık,ananeye söyledik sözde sallamaya alıştırmayın diye. Meger hergün sallanarak uyuyormuş..Çileyi çeken biz olduk.
Bu arada çocuklarımızı belki çok korumacıyız ,bende çok doğru bulmuyorum ,ama sadece siz karar veremiyorsunuz ,çevrenin etkisi var .Siz çocuğunuzu toplumdan izole edemezsiniz. Biz daha bilinçliyiz bir çok çevremizdeki arkadaşlarımıza göre artık sanırım. Yokluğu da öğretmeye başladık ,gelecek hiçte parlak değil çünkü dünya da.Siz çocuğunuza acırsanız ,onu hep ey bebek gül bebek yaparsanız ,bir gün kendi ayakları üstünde durmak zorunda kalınca duramaz yıkılır.Acımaz toplum ,hırpalar yok eder.

Lütfen genel bilgi alma konularında özel mesaj atmayın.
Paylaştığın senindir,sakladığın değil (Yunus )

Önemli Konular için tıklayın

#3
Abi doğru diyorsun da, sonuçta artık içinde yaşadığımız dünyada bu yoklukları bahane edecek durumda değiliz. En azından eskisi oranda değil nüfusun çoğu. Elbette tek başına asgari geçim standardında çoluk çocuk büyütmeye çalışan insanlar var çevrede. Genel intibanın değişmesiydi aslında bu yazıdaki maksat. Benim yazım filan da değil, alıntı. Bir yerde gördüm ama orda da anonim olarak paylaşılmış. Çokta güzel kaleme alındığı için aldım kopyaladım.
Belki hala bazılarımızın çeşitli sebeplerden geçerli bahaneleri olabilir ama yinede yaşadığımız ortamın dogmalarını irdelememize engel değil. Bir şekilde toplum ancak sorgulamaya devam ederse ilerleme katedebilir. Eskiye dair herşeyi doğru kabul eden bir mantık içimize öyle bir oturmuş ki. Her sözümüzün başında "ah nerde o eski......." diye başlıyoruz. Eskiyi yadetmekle, acaba neydi yanlış, neydi doğru şeklinde sorgulamaktan da geri durmamak ayrı şey.
Katılıyorum; ekonomi büyük etken. Fakat kaliteli yaşam, kaliteli zaman, g,b, argümanlar dile getirilirken bunlara zengin safsatası demekte pek ahlaki kaçmıyor doğrusu. Kağıttan uçaklar, gemiler yaparak büyüttü biz iki kardeşi babamız sağolsun. Annemizle 9 taş, dama vs oynardık. Hatta ben itiraf edeyim örgü örerdim daha okula gitmezken :-) Unuttum artık o ayrı, ama zerre masrafsız da ebevenylerle çocukların kaliteli zaman geçirebileceğini bir şekilde gördük. Babam vardiyalı çalışırdı. Gece vardiyasında olduğunda göremezdik çoğunlukla. Ama gündüzdeyken kahvede al kızı ver papazı yapmak yerine evde bizlerle vakit geçirmeyi tercih ettiği için aslında istendiğinde birşeylerin mümkün olduğunu gördük. Belki uzun saatler boyu değildi bu oyunlarımız gülüşüp eğlencemiz ama, bazen yarım, bazen bir saat bize yetiyordu. Yetinmeyi öğrendik çünkü. Kendi payıma dünyanın en başarılı insanı gibi hissediyorum sırf yetinmeyi öğrenebilmiş olmanın gururunu yaşıyorum. Ama iyi biliyorum ki bu böbürlenmenin kaynağı anne babam.
Demem odur ki hocam; öylesi de var, böylesi de. Yanlış anlaşılmasın benimkiler böyleydi bak seninkiler öyleymiş değil bu sözlerim. Elbette 1-2 çocukla uğraşmakla, 4-5-6... çocukla uğraşmak arasında farklar var. Maddiyat burda daha ön plana çıkıyor.
Verecek cevap bulamadığım yegane konuysa, anneanne-babaanne ve dede unsurları. Maalesef o konuya henüz bir çözüm bulabilmiş değilim. Birde çoluk çocuk henüz yok, olunca kim bilir daha ne sorunsallar türeyecek başımıza şimdiden kara kara düşünüyorum ister istemez. :-))
____________________________________________
İyi kararlar tecrübe sayesinde alınır. Tecrübe ise kötü kararlar sayesinde kazanılır.

#4
Bu konuda iki durum var. Ya bu düzene ayak uydurmak için koşturacaksın,yırtınacaksın..Sen düzene hakim olamazsın ,düzen sana hakim olur..Boyutları fark etmiyor aslında ,çünkü paranın zenginliğin sınırı da yok.Dünya da zaten aza kanaat etme diye bir düzen yok..Aza kanaat etmediğin sürecede koşacaksın durmadan.

Yada vazgeçebilme özgürlüğüne sahip olacaksın.O zaman 5 taş da oynarsın,ip te atlarsın ,çamurlarda da gezersin çocuğunla.. Ama kim vazgeçebilir ki.Ben vazgeçsem ,diyelim ki hm .da kandırdık ,çocuklar vazgeçer mi.Bence vazgeçmez.İllaki yaşanacak ,illaki tecrube edilecek.Ama geriye baktın mı zaman gitmiş ..

Ne anlatmak istediğim Avatar da var zaten..

Lütfen genel bilgi alma konularında özel mesaj atmayın.
Paylaştığın senindir,sakladığın değil (Yunus )

Önemli Konular için tıklayın

#5
(11/01/2016, 21:13)mbirol Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Bu konuda iki durum var. Ya bu düzene ayak uydurmak için koşturacaksın,yırtınacaksın..Sen düzene hakim olamazsın ,düzen sana hakim olur..Boyutları fark etmiyor aslında ,çünkü paranın zenginliğin sınırı da yok.Dünya da zaten aza kanaat etme diye bir düzen yok..Aza kanaat etmediğin sürecede koşacaksın durmadan.

Yada vazgeçebilme özgürlüğüne sahip olacaksın.O zaman 5 taş da oynarsın,ip te atlarsın ,çamurlarda da gezersin çocuğunla.. Ama kim vazgeçebilir ki.Ben vazgeçsem ,diyelim ki hm .da kandırdık ,çocuklar vazgeçer mi.Bence vazgeçmez.İllaki yaşanacak ,illaki tecrube edilecek.Ama geriye baktın mı zaman gitmiş ..

Ne anlatmak istediğim Avatar da var zaten..

Hocam biraz yeni yetme uyduruk meslek erbablarından yaşam koçlarının ağızları gibi olacak ama, olumlu düşünmek lazım. Hep olmazlarla, meselelerin olumsuz taraflarını göz önüne aldıkça ancak kendimizi boğuyoruz. O olsa güzel olur ama şu sebepten olmaz, olamıyor. Bu olsa hoş olur ama bak oda şu sebepten olması zor/imkansız vs vs... Bu şekilde sadece önümüze ket koyuyoruz. Kanımca meselenin ne tuzu kuruluk, nede nemli oluşuyla çokta yakından alakası yok. Belki ideali yakalayamaakta, eldeki şartlar çerçevesinde mümkün olan en ideal ne onun bile arayışından kopuyoruz bu şekilde düşünerek. Kendi kendimizi kısıtlar olduk. Dediğim gibi benim şahsi görüşlerim. Yanlıştır doğrudur tartışılabilir. Ama mantığım böyle hükmediyor.
____________________________________________
İyi kararlar tecrübe sayesinde alınır. Tecrübe ise kötü kararlar sayesinde kazanılır.

#6
Siz değilsiniz ki karar veren. Sistem karar veriyor, verdiriyor. Çarkın içine bir kere girdin mi çıkamazsın. Heleki tek değilsen. Kendini düşün, sen şu an diyebilirmisin, hadi ben bu düzene karşı geldim deyip te, bu sistemin hiç bir şeyini istemiyor deyin. Sen vaz geçsen, çevren vazgeçirmez. Hatta farkında bile olmuyorsun ki zaten. Sadece yetişmeye çalışıyorsun. 
Yaş belli bir kemale erdiği fark ediyorsun belki ama çıkış yok gibi bir şey. Tıpkı mafya olursun, ama çıkış yok. 

Lütfen genel bilgi alma konularında özel mesaj atmayın.
Paylaştığın senindir,sakladığın değil (Yunus )

Önemli Konular için tıklayın

#7
Bence sende haklisin diye bi turku cigirirdi birileri. Bende onu cigirayim baska turlu olmayacak abi icinden cikamiycaz :-)

LeTv X600 cihazımdan gönderildi
____________________________________________
İyi kararlar tecrübe sayesinde alınır. Tecrübe ise kötü kararlar sayesinde kazanılır.

#8
Ben haklı olmak istemezdim inan bu konuda.  

Lütfen genel bilgi alma konularında özel mesaj atmayın.
Paylaştığın senindir,sakladığın değil (Yunus )

Önemli Konular için tıklayın

#9
Insallah topyekun hakli ve yetistirdigimiz, sebep oldugumuz nesillerle kivanc duydugumuz gunleri gormeyi Allah nasip etsin.

LeTv X600 cihazımdan gönderildi
____________________________________________
İyi kararlar tecrübe sayesinde alınır. Tecrübe ise kötü kararlar sayesinde kazanılır.





Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Color Skins

Change Color:

Background Patterns:

Background Images:

Background Header:

Setting Panel

Main Options: